Genellikle düşüncelerin hiçbir gücü olmadığına inanılır. Nasıl olabilir ki? Maddi değillerdir, fiziksel dünyada bir etkileri yok gibidir. Oysa düşünceler son derece güçlü olabilir. Ne de olsa özgürlük, adalet ve eşitlik gibi fikirler de birer düşüncedir ve pek çok insan bu fikirler uğruna savaşmaya, hatta ölmeye hazırdır.
Bir örnek daha verelim. Her Noel'de birileri, Noel Baba'nın gerçek olup olmadığını soran küçük bir kıza cevap veren eski bir başyazıyı (ilk kez 1897'de yayımlanmıştır) yeniden basar. "Evet Virginia, Noel Baba var" cevabı bir klasik hâline gelmiştir. Bugün hem yazıyı kaleme alan editör hem de soruyu soran küçük kız çoktan aramızdan ayrıldı. Ama Noel Baba, dünyanın dört bir yanındaki insanların zihninde bir düşünce olarak yaşamaya devam ediyor.
Aslında pek çok insanın benimsediği bir düşünce, doğru olmasa bile olağanüstü, bazen de korkutucu derecede güçlü olabilir. Yirminci yüzyıl bunun pek çok örneğini sunar: Komünizmin ve Nazizmin baskın fikirleri olan proletarya diktatörlüğü ve ırksal üstünlük bunlardan yalnızca ikisidir. Bazen tek bir kişinin düşüncesi de güç kazanabilir. Bir an için yeşil bir aslan hayal edin. Hepimiz yeşil aslanların var olmadığını bilsek de bunu kolayca yapabilirsiniz. Peki, bir düşünce olarak var mıdır?
Bu fikri bir adım ileri götürelim. Diyelim ki bir karikatüristsiniz ve yeşil aslan fikri ilginizi çekiyor. Sürekli ona dönüyor, eskizler yapıyor ve sonunda yeşil bir aslan olan bir çizgi film karakteri yaratıyorsunuz. Aslanın etkileşime girebileceği başka karakterler de düşünüyorsunuz. Çok geçmeden bu yeşil aslanın etrafında dönen bir çizgi filminiz oluyor ve bundan gelir elde ediyorsunuz. Yalnızca bir düşünce olarak başlayan şey, fiziksel dünyada somut sonuçlar doğurmuştur.
Bununla birlikte çoğu insan düşüncenin gücünü pek kullanmaz. Düşünceler zihinlerine neredeyse rastgele girip çıkar. Sizi mutlu eden bir düşünce gelirse mutlu olursunuz; sizi üzen bir düşünce gelirse üzülürsünüz. Yani günlük hayatta düşüncelerimizi biz yönetmiyoruz gibi görünüyor; onlar bizi yönetiyor. Bunun farkına varmak, düşünce gücü kazanmanın ilk adımıdır. Bir zamanlar bir kadın, köpeğine havlamayı bırakmayı öğretmek zorunda kalmış ve bunun için önce ona havladığını öğretmesi gerektiğini fark etmiş. Düşünce gücünün ilk dersi de buna benzer ve en iyi basit bir egzersizle öğrenilir.
Düşünceleri İzleme Egzersizi
Rahat ama uyanık bir pozisyonda oturun. Gözlerinizi kapatın. Birkaç derin nefes alıp yavaşça verin; sonra nefesinizi kontrol etmeye çalışmadan doğal akışına bırakın. Şimdi dikkatinizi düşüncelerinize yöneltin. İsterseniz onları, karanlık bir sinema salonunda izlediğiniz bir film gibi, önünüzdeki bir perdeden geçen görüntüler olarak hayal edebilirsiniz. Düşünceleri kontrol etmeye ya da değiştirmeye çalışmayın: Yalnızca ortaya çıkmalarına izin verin, onları fark edin ve sırası gelince yerlerini başkalarına bırakarak geçip gitmelerine izin verin. Bu uygulamayı istediğiniz kadar sürdürebilirsiniz, ama beş on dakika bile yeterlidir. Artık düşüncelerinizi izleyebildiğinizi, onlara başka birinin başından geçiyormuş gibi bakabildiğinizi öğrendiniz. Peki, o zaman siz neredesiniz?
Siz düşünceleriniz değilsiniz, çünkü onları adeta uzaktan izliyorsunuz. O hâlde bu izlemeyi kim ya da ne yapıyor? Bu gerçekten derin bir sorudur ve onu keşfetmek neredeyse başlı başına bir spiritüel yoldur. Ancak bizim amacımız için bilmeniz gereken tek şey, düşünceleriniz olmadığınızdır. Bu son derece önemli bir iç görüdür ve düşünce gücünü kullanmanın ilk adımıdır. Düşünceleriniz sizi kontrol etmez, en azından etmek zorunda değildir. İsterseniz onları siz kontrol edebilirsiniz.
Olumsuz Düşüncelerle Çalışmak
Düşüncelerinizi kontrol etmek büyük bir başarıdır ve size çok güç kazandırabilir. Her büyük başarı gibi bu da küçük adımlarla başlar. Bu süreci denemek istiyorsanız yukarıdaki egzersizi günde en az bir kez yapmanız yararlı olur. Yine beş on dakika yeterlidir, ama sizi zorlamıyorsa daha uzun da sürdürebilirsiniz. Bir sonraki adım, gün boyunca düşüncelerinizi fark etmeye başlamaktır. İşe olumsuz düşüncelerle başlayalım. Çoğu insan bunları düzenli ve sürekli olarak düşünür. Kendinizle ilgili olanları fark edin: "Ben iyi değilim." "Hiçbir şeyi doğru yapamıyorum." "Kimse beni sevmiyor." "Hiçbir şey yolunda gitmiyor." Liste böyle uzar gider.
Kısa sürede bu düşüncelerin genellikle kendiliğinden geldiğini fark edeceksiniz. Bir hata yaparsınız ya da birini kırarsınız; bu düşünceler de sizi cezalandırırcasına, kendinizi kötü hissettirmek için belirir. Birini incittiğimizde bunu kabul etmek ve mümkünse telafi etmek önemlidir; ama çoğu zaman yıllar sonra bile aynı şeyler için kendimizi hırpalarız. Bunun hiçbir olumlu yararı yoktur. Bu yüzden bu düşüncelerle ilgili ilk yapılacak şey, onları bilinçli olarak bırakmaktır. Örneğin kendinize "Bu düşünceyi ben seçmiyorum" diyebilirsiniz. Düşünce bir imgeyle birlikte geliyorsa, zihninizde o imgenin üzerine büyük bir X çizebilirsiniz. Sonraki adım, o düşüncenin yerine olumlu bir düşünce koymaktır.
Başkalarına Olumlu Düşünceler Göndermek
Bu sürecin bir diğer adımı da başkalarına olumlu düşünceler göndermektir. Bunu, bir düşünceyi bilinçli olarak çağırıp zihinsel olarak başka birine yönelterek yapabilirsiniz. Tek bir kelime bile yeter: sevgi, barış, bereket gibi. Bunu tanıdığınız ve değer verdiğiniz kişilerle yapabileceğiniz gibi yabancılarla, hatta tanınmış kişilerle de yapabilirsiniz.
Olumlu düşünceleri bu şekilde göndermenin gerçek ve önemli sonuçları vardır. Yine de bu süreçten doğrudan bir sonuç beklememek iyi olur. Bunu başkalarını yönlendirmek için, örneğin istediğiniz bir şeyi yaptırmak amacıyla birine sevgi düşünceleri göndermek için kullanmak da doğru değildir. Düşünceleri bu şekilde kullanmak genellikle gönderen kişiye geri teper; denerseniz büyük olasılıkla bir biçimde parmaklarınızı yakarsınız.
Düşünceler ve Görünmeyen Âlemler
Düşüncelerden fiziksel dünyadaki nesnelermiş gibi söz ettiğimizi fark etmişsinizdir. Bir bakıma bu doğrudur: Düşünceler birer nesnedir, ama onları fiziksel gözlerinizle göremezsiniz. Teosofi'nin astral ve zihinsel âlemler (duyguların ve düşüncelerin, fizikselden daha ince maddesinden oluşan varoluş düzeyleri) dediği başka âlemlerde bulunurlar. Bu âlemler de fiziksel dünya gibi başlı başına birer dünyadır ve kendi yasaları ve özellikleri vardır. Onları zihin gözüyle görürsünüz.
Teosofistlerin yaptığı işlerden biri de bu öteki dünyaları incelemektir: hem kuramsal olarak, yani okuyarak ve tartışarak, hem de uygulamada, yukarıda önerdiğimiz gibi bu fikirleri günlük yaşama aktararak. Düşünce gücü kavramının çok daha fazla boyutu vardır ve onu çok daha derinden araştırabilirsiniz. Bu araştırma yalnızca yararlı değil, hayati önemdedir, çünkü onunla kendimizi inceliyoruz. Bu, eski Yunan özdeyişi "Kendini tanı"nın gereğini yerine getirmektir. Düşüncenin bilinçli ve etkin biçimde kullanıldığı okült meditasyonların yaratıcılık açısından önemi de buradan gelir.




