Kült
"Kült" kelimesi Latince "yetiştirmek, işlemek" ya da "tapınmak" anlamına gelen colere'den gelir. Başlangıçta oldukça masum bir biçimde "belirli bir dinî ibadet sistemi" anlamındaydı. Daha sonra "bir kişiye ya da davaya aşırı ve akıl dışı bağlılık" anlamını kazandı. Bugün genellikle üyelerinden tam itaat bekleyen dinî gruplar için kullanılıyor.
Bu yeni anlamıyla kültler, insanlara ne düşüneceklerini ve nasıl davranacaklarını söyleyen dinî gruplardır. Kült lideri sorgusuz sualsiz itaat ve sadakat ister. Üyelerden ailelerini geride bırakmaları, paralarını lidere vermeleri ve kendilerini yalnızca kültün hizmetine adamaları beklenebilir. Çoğu zaman onları istekli ve uysal takipçilere dönüştürmeyi amaçlayan bir tür beyin yıkamaya maruz kalırlar.
Ancak kült davranışı yalnızca uç örgütlerle sınırlı değildir. Kutsal metinlerini dogmatik ve yanılmaz biçimde yorumlama hakkını kendinde gören, bu otoriteyi bütün üyelerine dayatan ve başka hiçbir yoruma izin vermeyen her dinî grup bir kült gibi davranır. Kültler tek tip inanç ve davranış ister; vicdan özgürlüğünü bastırır.
Teosofistler kendi yaşam görüşlerinin bazı temel yazılarda dile getirildiğini kabul eder. Ama Teosofi Cemiyeti'nin resmî tutumu, bütün yazıların ve öğretilerin bireysel yoruma açık olduğu ve hiç kimsenin başkalarının neye inanacağını ya da ne yapacağını belirleme hakkı bulunmadığıdır.
Bu yüzden Teosofi, kült davranışının ve kült zihniyetinin gerçek spiritüelliğin tam tersi olduğunu öğretir. Teosofi geleneğine göre her birimiz içimizde ilahi yaşamın, yani evrendeki her varlıkta kendini ifade eden tek yaşamın bir kıvılcımını taşırız. Dolayısıyla bütün insanlar, kendilerini keşfetmek için çıktıkları büyük yolculukta yol arkadaşıdır. Teosofistler Teosofi geleneğinin bilgeliğine saygı duyar ve ondan yararlanır; ama herkesin kendi yolunu kendisinin bulması gerektiğini kabul eder. Başkalarının da aynı şeyi yapma hakkına saygı göstermeliyiz.
Ancak kendi aklımızı ve vicdanımızı kullanarak büyüyüp ilerleyebiliriz. Doğru eylem için tek güvenilir rehberimiz, bize birbirimizi sevmeyi, saymayı ve onurlandırmayı öğreten içimizdeki bilgeliktir. Teosofi, özgeciliğin, yani başkalarının iyiliğini gözetmenin doğru yaşamın anahtarı olduğunu söyler. Başkalarının iyiliğini önemsiyorsak, onlara hükmederek ya da inançlarımızı dayatarak değil, özgeci ilkelerimizi gündelik hayatta yaşayarak onlara destek olmaya çalışırız.
Okült
"Okült" kelimesi Latince "örtmek, saklamak, gizlemek" anlamına gelen occulere'den gelir. Başlangıçta yalnızca "gizli" demekti. Sonraları sıradan duyulara ya da akıl yürütmeye açık olmayan, sözle ifade edilemeyecek kadar derin ya da büyük, aşkın bir şeyi anlatmak için kullanıldı. Teosofistler kelimeyi zaman zaman bu son anlamda kullanır.
Teosofi, dünyanın son derece karmaşık bir yer olduğunu öğretir; Hamlet'in dostu Horatio'ya dediği gibi, "Gökte ve yerde, senin felsefenin düşleyebileceğinden çok daha fazla şey var." Bugün çevremizdeki atmosferin, doğrudan göremediğimiz ya da duyamadığımız radyo ve televizyon dalgalarıyla ve gözümüzden, kulağımızdan kaçan pek çok başka enerji türüyle dolu olduğunu biliyoruz. Bütün bu dalgalar ve enerjiler "okült"tür, yani sıradan duyularımızdan gizlidir; ama yine de bizi etkilerler ve onları kullanmayı öğrenebiliriz.
Bir şeyin "okült" olduğunu söylemek, yalnızca onun algımızın ya da anlayışımızın sınırlarının ötesinde olduğunu söylemektir; doğaüstü (doğanın dışında) ya da anormal olduğunu değil. Bir insanın düşüncelerinin bir başkasını etkilemesi ya da bazı insanların geleceği önceden sezebilmesi gibi, doğanın bize açık olmayan bir parçasıdır. Okültizm, doğanın bu gizli yönlerinin incelenmesidir.
Ne var ki son zamanlarda "okült" ve "okültizm" kelimelerine yeni, küçümseyici, hatta uğursuz anlamlar yüklendi. Bu kelimeler artık çoğunlukla basit ve düşük düzeyli uğraşlarla ve başka çeşitli olgularla anılıyor. Bu yüzden bir kitapçının "okült" rafında, bazılarına saygın, bazılarına saçma, bazılarına da düpedüz kötü değilse bile değersiz görünen bir yığın konunun bir arada bulunması kuvvetle muhtemeldir.
Teosofi'nin, son birkaç yılda mantar gibi biten bu yeni "okült" anlayışıyla hiçbir ilgisi yoktur. Teosofi, spiritüel ilerlemenin ilk adımının temiz bir yaşam olduğunu öğretir. Pek çok Teosofist vejetaryendir; hayvanları gereksiz yere öldürmenin ahlaken yanlış olduğuna inandıkları için hayvansal gıdalardan ve ürünlerden uzak dururlar. Teosofi, bilincimizi yapay yollarla değiştirmemeye özen göstermemiz gerektiğini de öğretir. Bu nedenle Eskimeyen Bilgeliğin pek çok takipçisi, hekim tavsiyesi dışında, alkol ve tütün dahil bilinç hâlini değiştiren maddelerden uzak durur.
Teosofi
Teosofi, yaşamın gizli yanlarını, yani bütün canlıları çevreleyen enerji alanlarını, düşünce gücünü, sezgisel kavrayışı ve benzerlerini kabul eder ve bunlara saygı duyar. İnsanlığın bir gün bunlarla bugün olduğundan çok daha doğrudan ilgilenmeyi öğreneceğini bekler. O gelecekte, bir zamanlar "okült" olan şey gizli olmaktan çıkacak, bilinçli bilgimizin bir parçası olacaktır.
Teosofi, o geleceğin bilgisine ancak kendi eylemlerimizle evrimleşip gelişerek ulaşabileceğimizi öğretir. Kendi kararlarımızı verme ve hakikati kendimiz keşfetme hakkımıza ve sorumluluğumuza kimse müdahale etmemelidir. Bu tutum şu Teosofik düsturda dile gelir: "Hakikatten daha yüce bir din yoktur."
Bu düsturda sözü edilen "din" yalnızca dinlerin inançları ve dogmaları değildir; insan zihnini sınırlayan ve hapseden her türlü inanç sistemidir. Bilimden, siyasetten, kendi önyargılarımızdan, hatta Teosofi'nin kendisinden bile bir din yaratabiliriz.
Teosofi bütün yaşamın birliğini, evrenin temel düzenini ve varoluşun bir amacı olduğunu öğretir. İnsanın içinde sınırsız bir potansiyel taşıdığını, bu potansiyeli gerçekleştirme yeteneğine sahip olduğumuzu ve bu gerçekleşmeye giden yolun hepimize açık olduğunu söyler. Teosofi'nin temel fikirleri çeşitli biçimlerde özetlenebilir; bunlardan biri "Beyaz Lotus'un Üç Gerçeği" diye bilinir:1
-
İnsan ruhu ölümsüzdür ve onun geleceği, gelişiminin ve görkeminin sınırı olmayan bir varlığın geleceğidir.
-
Hayat veren ilke içimizde ve çevremizde yaşar; ölümsüzdür ve ebediyen iyilik doğurur. İşitilmez, görülmez, koklanmaz; ama algılamayı arzulayan kişi onu algılar.
-
Her birimiz kendi mutlak yasa koyucumuzuz; kendimize görkemi ya da kasveti biz dağıtırız, hayatımıza, ödülümüze ve cezamıza biz karar veririz.
Eskimeyen Bilgeliğin takipçileri arasında Hristiyanlar ve Yahudiler, Müslümanlar ve Zerdüştler, Hindular ve Budistler, agnostikler ve özgür düşünenler vardır. Evrenin iyiliğini kabul eder, her insanın içindeki potansiyeli onurlandırır, her insanın farklılığına ve sorumluluğuna saygı duyarlar. Büyük Hint öğretmeni Gautama Buda'nın ölüm döşeğinde takipçilerine söylediği sözlerin her kültürden bütün insanlara ilham verebileceğine inanırlar: "Kurtuluşunuz için gayretle çalışın."
Dipnotlar
-
Üç Gerçek, Mabel Collins'in The Idyll of the White Lotus (Beyaz Lotus'un İdili, 1884) adlı mistik romanın sonunda yer alır. ↩




