Karma, günlük yaşamdaki her eylemle ilişkilendirilebilen bir spiritüel dinamik yasasıdır. "Karma" Sanskritçe bir sözcüktür, "eylem" anlamına gelir ve neden-sonuç döngüsünün bütününü ifade eder. Bu yasa, özellikle geçmişteki tutum ve eylemlerimizle harekete geçirdiğimiz nedenlerin doğurduğu sonuçların birikimini anlatır; bugün başlattığımız ve gelecekte sonuç verecek yeni nedenleri de kapsar.
Fizik, hiçbir enerjinin ardından doğal bir sonuç gelmeden yayılamayacağını gösterir. Havaya atılan taş, yerçekimi yasası gereği yeryüzüne geri döner. Yaşamda da eylemler, düşünceler ve duygular harekete geçtiğinde sonuç, koşullara göre hemen gelebilir ya da gecikebilir. Her düşünce, arzu ve eylem dengeyi bir ölçüde bozar ve bir yeniden ayarlanma sürecini başlatır. Bu yasa fiziksel olduğu kadar ahlaki bir yasadır ve doğrudan gözlemlenebilir.
Karmayı Biz Seçeriz
Yasa, farkında olsak da olmasak da işler. Onu harekete geçiren, yalnızca bizim özgür irademizdir. Ölüm hesabı kapatmaz; tıpkı yeni bir şehre taşınmanın eski şehirdeki borçları silmemesi gibi.
Aslında bütün koşullar bizim için birer fırsattır. Çünkü bunlar geçmiş yaşamımızın doğal sonuçlarıdır ve gelecekteki gelişimimiz için basamak olarak görülmelidir. Kaderimiz bize dayatılmaz; onu kendimiz yaratırız.
Neden ve Sonuç
Bazen sonucu görürüz ama nedenini göremeyiz; bu yüzden olan biten açıklanamaz görünür. Bazen de nedene tanık oluruz ama sonuç ortada yokmuş gibi gelir. Oysa birbirini izleyen yaşamlar boyunca süren Ölümsüz Yaşam açısından bakıldığında, bütün olayların doğal nedenleri ve mantıklı sonuçları olduğu görülür.
Spiritüel dinamik yasasını anlamak, bizi kendine güvenen, çevresinin bilinçli efendisi olabilen varlıklar hâline getirir. Bu da yasayla birlikte çalışmayı gerektirir: İstediğimiz sonuçları doğuracak nedenleri harekete geçirmek ve istemediklerimizi etkisiz kılmak.
Kader Değildir
Karma ne önceden belirlenmişliktir ne de kader. Kadercilik ya da alın yazısı, koşullara ya da dışımızdaki bir güce öylesine bağlı olduğumuzu ima eder ki hiçbir çabamız bizi özgürleştiremez. Karma yasasında ise geleceğimizi bu andan itibaren değiştirme gücüne sahibiz.
Temel İlkeler
Yasanın işleyişi çok karmaşık olabilir; insan yaşamında neredeyse sonsuz sayıda olasılık ve bileşim vardır. Yine de bazı temel ilkeler kolayca kavranıp uygulanabilir.
Normalde üç dünyada yaşarız: fiziksel, duygusal ve zihinsel. Her birinde o dünyaya uygun bir araç (beden) kullanırız. Bu dünyalarda hareket ettikçe enerjiler, yani güçler üretiriz ve bu güçler kendi düzeylerinde karşılık gelen sonuçlar doğurur. Fiziksel eylemler fiziksel çevremizi yaratır; arzular aile ve toplumsal bağlarımızı belirler; düşünceler ise zihinsel yeteneklerimizi ya da eksikliklerimizi biçimlendirir. Bütün bunların toplamı karakterimizi dönüştürür.
Fiziksel Düzeyde Eylem
Yasa kişisel değildir; ne iyidir ne kötü. Evrim açısından bakıldığında iyi ya da doğru, evrimin ilerleyişine uygun düşen her şeydir; kötü ise mükemmelliğe doğru ilerleyişe karşı koyan her şeydir. Kötü eylemler söz konusu olduğunda bile yasa cezalandırmaz, öğretir.
Duygusal Düzeyde Eylem
Duygusal düzeyde üretilen güç arzu ya da duygudur. Bir arzunun peşinden gitmek çabayı harekete geçirir. Bir arzunun ne kadar bilgece olduğunu, onu tatmin etmenin sonuçlarını yaşayarak anlarız. Arzu aynı zamanda fırsat da yaratır. Bu ilkeyi kavradığımızda şunu görürüz: Bir alanda gelecekte fırsatlara sahip olmak istiyorsak, o arzuyu bugün yalnızca beslemekle kalmamalı, mümkün olduğunca şimdiden eyleme de dökmeliyiz.
Zihinsel Düzeyde Eylem
Üçüncü güç düşüncedir. Düşünürken ürettiğimiz güç, düşünme yeteneğimizi artırır ve bir araç olarak zihnin gücünü yükseltir. Düşünce aynı zamanda alışkanlıklarımızı ve onların toplamı olan karakterimizi inşa edebileceğimiz büyük, yaratıcı bir güçtür. Bu bizim güç anahtarımızdır. Ne düşünürsek o olduğumuzu bilerek, kendimizi bilinçli olarak sahip olmak istediğimiz erdemleri ve nitelikleri düşünmeye yöneltebiliriz. Bu süreç, kasları egzersizle geliştirmek kadar doğaldır ve bilinçli, düzenli bir şekilde uygulanabilir.
Reenkarnasyon Gerekli Bir Araçtır
Her insan durmadan bu üç tür gücü, yani fiziksel, duygusal ve zihinsel güçleri üretir. Bu güçler, başarıları ya da başarısızlıklarıyla yalnızca bugünkü yaşam biçimimizi ve ölümden sonraki bilinç hâlimizi değil, sonraki enkarnasyonlardaki (bedenlenmelerdeki) çevremizi ve başkalarıyla ilişkilerimizi de belirler. Adaletin dengesi her zaman tek bir yaşamın sınırları içinde kurulamaz. Reenkarnasyon döngüleri, karmanın işlemesi için gereken zamanı sağlar.
Eylem ve Güdü
Karmayı anlamak için eylemi güdüden ayırmak önemlidir. Eylemler çevremize yansır; güdü ise karakterimizin niteliğine.
Fırsatlar
Zaman zaman önümüze, gerçekleştiremeyeceğimizi düşündüğümüz bir fırsat çıkar. Oysa yasa onu geçmişteki arzu ve çabamızın sonucu olarak getirmeseydi, o fırsat orada olmazdı. Bu tür fırsatları cesaretle değerlendirmek gerekir. Bir şeyi neredeyse yapabilecek durumdaysak, geçmişte onun için çalışmışız demektir. Belki de geçmiş çabalarımızın gücüne, içimizde gizli duran bir yeteneği ortaya çıkaracak son adımı ekliyoruzdur.
Karmanın etkisi çoğu zaman hemen hissedilmez. Toprakta uyuyan, ama sonunda filizlenen, olgunlaşan ve hasat edilen bir tohum gibidir. Geleceğimizin tohumlarını fiziksel, duygusal ve zihinsel doğamızın verimli toprağına ekeriz; geçmişte yaptığımız pek çok ekimin bereketli hasadını da yanımızda taşırız.
Karakter, geçmişin görünür kaydı ve geleceğin vaadidir. Bugünkü niteliklerimiz ve yeteneklerimiz, dünlerimizin sonuçları ve daha büyük yarınlara uzanan merdivenin basamaklarıdır. Tırmandıkça bugünü, geleceğin imgesine daha çok benzeyecek biçimde yeniden şekillendiririz. Başarısızlıklar bile mükemmelliğe giden merdivenin basamaklarına dönüşür ve sonunda bütün zaman, Sonsuz Şimdi olarak görülür.




