top of page
Image by Jan Kopřiva

eskimeyen bilgelik

Işığın Mücevherleri tarafından sunulan çalışmalar; kurslar ve içerikler, Teosofi'nin derin perspektiflerini ve görüşlerini anlamak isteyenler için önemli bir kaynaktır. Bu eğitimler, Teosofi'nin temel prensiplerini kapsayarak, ruhsal arayışı olan bireylerin bilgelik yolculuklarında rehberlik etmektedir. Teosofi'nin felsefi ve mistik öğretileri, insanın evrensel bilincini genişletme ve derinleştirme amacını taşır.

Işığın Mücevherleri'nin sunduğu içerikler, bu öğretileri anlaşılır bir şekilde hazırlayarak bireylerin ruhsal gelişimine katkıda bulunmayı hedefler. Bu kaynaklar, aynı zamanda pratik uygulamalarla desteklenerek öğrenme sürecini zenginleştirir. Bu çalışmalar ile birlikte, bireyler kendi ruhsal potansiyellerini keşfetme ve evrensel bilgelikle derin bir bağ kurma imkanına sahip olurlar. Işığın Mücevherleri, ruhsal arayış içinde olan herkesi, Teosofi'nin ışığında bilgelik yolculuğuna davet etmektedir. Çalışmalarımız, bireylerin ruhsal dönüşüm sürecine rehberlik ederken, aynı zamanda evrensel bir anlayış ve içsel denge kazanmalarına yardımcı olur. 

Aranılan Cevaplar.jpg

Mevcut yaşam tarzımız, 'mutlu' olduğumuz zamanlarda bile bizi tatmin etmekte ya da huzur vermekte çoğu zaman başarısız olur. Bazen kendimizi boşlukta hissederiz ve bu nedenle tatmin için kendi dışımıza bakarız. Her zaman, bir bedel karşılığında, bu içsel boşluk hissini tatmin etmek için bize hızlı bir çözüm sunmaya hazır olanlar vardır.

İnsanlık 'istemek ve elde etmek' ile o kadar meşgul ki, şunu gözden kaçırmış gibiyiz -

Biz Kimiz ve Neden Buradayız!

Zamansız kavramlar üzerine bazı önemli soruları ve yorumları düşünmeye davetlisiniz. Bu fikirler günlük yaşamınıza uygulanabilir ve size insanlık durumu ve amacı hakkında yeni bir düşünce tarzı kazandırabilir.

Kendi gerçeğinizi aramak kişisel bir yolculuktur ancak arayışınızda yalnız değilsiniz. Her gün bu dünyada yaşamak, dahil olmak ve başkalarıyla ilişki kurmak zorundayız. Ancak bu süreçte çoğu zaman içimizdeki bir parça beslenmeden kalır. Kendimizi başkalarıyla kıyaslamak ve başarımızı para cinsinden ölçmek kolaydır. Daha zengin olsak, daha fazla maddi varlığa ve güce sahip olsak bile, içimizde belli bir boşluğun farkına vardığımız zamanlar olur.

Dışsal kazançtan çok içsel tatmine işaret eden bir yaşam biçimi vardır. Kendini keşfetmeyi ve öz farkındalığı teşvik eden öğretiler her zaman var olmuştur. Doğru gelişim yoluyla düşüncelerimizi ve bizi boğmakla tehdit eden duygularımızı sakinleştirebilir ve gerçek özümüz olan bilincin daha derin çekirdeğini hissetmeye başlayabiliriz.

Sezgi, anlayış, içgörü, sevgi, şefkat ve yaratıcılık gibi yüksek güçlerimizi uyandırmak, potansiyelimizi fark etmeye başlamak ve tam anlamıyla insan olmanın ne demek olduğunu bilmek mümkündür.

Bu yaşam biçimi yalnızca diğer herkesle olan birliğimizin farkındalığıyla değil, aynı zamanda düşüncelerimizin, konuşmalarımızın ve eylemlerimizin kesin sonuçları olduğu bilgisiyle hareket etmemize yardımcı olur. Bu ilkeyi bugün insanlığın aldığı kararların bu gezegenin ekolojisi üzerindeki etkilerinde çok açık bir şekilde görebiliyoruz.

Soru: Düşüncelerim ve Konuşmalarım Hayatımı Nasıl Etkiliyor?

İnsanın seçme özgürlüğüne sahip olduğu genel olarak kabul edilir. Sürekli olarak ne düşündüğümüzü biz seçeriz ve ne düşündüğümüzün farkına vardığımızda, sağlığımız ve yaşamımızda ortaya çıkan olay örüntüleri üzerindeki etkisini görebiliriz.

Bir düşünce, zincirin güçlü ilk halkasıdır. Sesin gücünü süptil seviyelerde incelediğimizde, bir düşünce formu ürettiğimizi anlayabiliriz. İkinci halka ise düşüncenin dile getirilmesidir ki bu da konuşmadır. Düşünceyi dile getirerek ona büyük bir güç verir ve onu kişisel olarak sorumlu olduğumuz somut bir şeye dönüştürürüz. İlk ikisi sonraki eylemlerle yakından bağlantılıdır. Kendi sesimizin tınısıyla hayatımızın yankılandığı 'melodiyi' yazdığımız söylenmiştir. Düşünce bir titreşimdir ve öz bilinç sahibi insan varlıkları olarak yaratma gücüne sahibiz. Düşüncelerimiz, konuşmalarımız ve eylemlerimizle belirli ritimler oluşturan kendi anahtar notamızı vururuz. Bu titreşimler birbirini çeker ve "benzer benzeri çeker" deyiminin ortaya çıkmasına neden olur. Bu kuvvetli gücü tüm yaşamın yararına olacak şekilde olumlu yönde kullanmak ya da bencilce kullanmak gibi bir seçeneğimiz vardır. Eğer ikincisini seçersek, bu sadece kendi yaşamımızın gerçekliğini değil, aynı zamanda temas halinde olduğumuz kişileri de etkileyecektir. Tutum ve konuşmalarımızın uyumlu bir enerji mi yoksa tam tersini mi ürettiğini bilinçli bir şekilde fark ettiğimizde, günlük yaşamımızın niteliğini de yönlendirmeye başlarız.

Soru: Mevcut Koşullarımdan Neden Ben Sorumluyum?

Geçmiş düşüncelerimiz, konuşmalarımız ve eylemlerimizle kendimizi ne hale getirdiysek o olmadığımızı dikkate almanız önerilmektedir. İçinde bulunduğumuz koşulların sorumluluğunu kabul ederek daha uyumlu bir yaşam sürmeye başlayabilir ve belirli koşulları hayatımıza nasıl çekebileceğimizi anlayabiliriz. Günlük yaşamımızın ve dolayısıyla gelecekteki yaşamımızın kalitesi konusunda seçim bizimdir.

'Karma' olarak bilinen evrensel bir uyum yasası vardır. Biz nedenler yaratırız aynı zamanda bağlı nedenlerin de parçasıyızdır. Sonuçlar da zorunlu olarak onları takip etmektedir. Bu ikisi birbirinden ayrılamaz. Çoğunlukla, sonuç tek başına önceki neden olmadan ve bu nedenle tamamen açıklanamaz görünür. Çektiğimiz acıların bir başkası tarafından harekete geçirilen nedenlerin sonucu olduğunu düşünmemiz yaygındır. Ancak olaylara daha geniş bir perspektiften bakarsak, dünyaya bakışımız çok farklı olur. Bir an için bir parçamızın ebedi olduğunu ve her yaşamda yeni bir kişilikle (beden, duygusal ve zihinsel fakülteler) sayısız yaşam sürdüğünü ve yolculuğun amacının evrensel yaşam içindeki eşsizliğimizi keşfetmek ve mükemmelleştirmek olduğunu düşünün.

Karma ne yazgı ne de kaderdir. Dengesizliği düzelten ve hayatın görünüşteki eşitsizliklerini açıklayan evrensel bir denge yasasıdır. Bu doğal yasanın uygulanması iyi ya da kötü her türlü şans olasılığını ortadan kaldırır. Düşüncelerimiz, sözlerimiz ve eylemlerimizle sorumlu olduğumuz enerjiyi üretiriz.

 

Soru: Karma Hayatımdaki Neşeli ve Zorlu Durumları Açıklamaya Yardımcı Olur mu?

Evet, doğal olarak hayatta her şey yolunda gitmiyor. Her şeyin yolunda gittiği ve büyük bir sevinç yaşadığımız dönemler vardır. Diğer zamanlarda ise sorunlar ve acılar yaşarız. Sebep-sonuç yasasının nasıl işlediğini kavramaya başlarsak, yaşamda karşımıza çıkan her durumun daha önceki bir dengesizliği dengelemek için bir fırsat olduğunu anlamaya başlarız. O halde içinde bulunduğumuz koşullara karşı tutumumuz, koşulların kendisinden daha önemli hale gelir. Olumlu ya da olumsuz, nasıl tepki vereceğimize dair bir seçimimiz vardır ve bu seçimimiz yaşam kalitemizi belirleyecektir. Dolayısıyla neşeli deneyimlerimiz önceki olumlu eylemlerimizin ve hayata karşı tutumumuzun bir sonucudur ve bunun tersi de aynı şekilde geçerlidir. 

Bazı insanların yaşadığı talihsiz koşulları gördüğümüzde veya duyduğumuzda, "Neden benim başıma gelmiyor da onların başına geliyor?" diye merak ederiz. Bu insanların kişisel ve grup karması bunun açıklaması olabilir. Her birimizin kişisel karmamız haline gelen seçimlerimizden sorumlu olduğumuzu kabul edersek, insanlığın ulusal ve dünya karmasına sahip olduğunu da göz önünde bulundurmalıyız. Bu, insanların aynı zamanda, aynı yerde, daha önceki karmaları üzerinde çalışmak üzere enkarne olduklarını gösteriyor gibi görünmektedir.

En geniş düzeyde, bir bütün olarak insanlık, çok uzun bir zaman dilimi boyunca kişisel ve kolektif eylemler yoluyla harekete geçirilen nedenlerden sorumludur. Bu nedenler, bazen oldukça hızlı bir şekilde acıya neden olabilecek belirli sonuçları doğurmaktadır. Her birimiz, mümkün olan her yerde, ihtiyacı olanlara yardım etmekle sorumluyuz. Bu, tüm yaşamın birliğini kavradığımızda ve vermenin ne büyük bir mutluluk olduğunu anladığımızda vereceğimiz doğal ve şefkatli bir karşılıktır. Karma kader değildir. Önceki nedenlerin kaçınılmaz ve adil bir sonucudur. Yeterli sayıda insan barışçıl bir yaşam sürdüğünde dünyamıza barış gelecektir.

Soru: Reenkarnasyon hakkında daha fazla açıklama yapabilir misiniz?

Sebep-sonuç yasası ya da karma ile birlikte reenkarnasyon, seçim yapma ve yaşamlarımızda adalet ve dengenin yeniden tesis edilmesi için fırsatlar sunar. Fiziksel dünyada reenkarnasyon, entelektüel ve spiritüel evrimimizin gerçekleştiği yoldur. Bireyin ruhu, kişilik dediğimiz araçları vasıtasıyla, birçok enkarnasyonunda sürekli olarak öğrenir ve çabalar, sonunda her şeyin spiritüel kaynağıyla yeniden birleşir. Bazen hissettiğimiz boşluk, maddesel dünyanın sunabileceğinden daha derin olan 'bir şeye' duyulan özlem olarak tezahür eder.

Ruhun her yaşamda yeni bir beyne ve önceki yaşamlarda geliştirilmiş belirli kapasitelere sahip yeni bir kişiliği varlığa çağırdığı öne sürülmektedir. Bir muhasebeci bir yılın hesaplarını kapatıp yenilerini açarken, yeni yıla eskisinin tüm kalemlerini değil, sadece bakiyelerini girer. Benzer bir şekilde, ruh yeni beyne geçmiş yaşam deneyimlerinin sonucu olan nitelikleri, eğilimleri ve kapasiteleri aktarır. Gerçekten hatırlayabilen ruhtur. Geçmiş bugünü açıklar ve bugün de geleceği etkiler. Ruhsal gelişim daha iyi anlaşıldığında, kendi geleceğimizi nasıl inşa ettiğimizi görmeye başlarız. İnsan mükemmelliğinin hedefine doğru ilerledikçe yaşamlarımız da giderek daha doyurucu hale gelir. Yol boyunca, daha bilge ve daha şefkatli hale geldikçe, yalnızca insanlığa değil, gezegendeki tüm yaşama daha etkili bir şekilde yardım edebiliriz.

Soru: Eğer Daha Önce Yaşadıysam, Neden Hatırlamıyorum?

Reenkarnasyondan söz edildiğinde bu soru sıklıkla sorulur. Elbette şimdiki yaşamımızı hatırladığımızdan daha fazla unuttuğumuz konusunda hemfikirizdir. Okumayı öğrendiğinizi hatırlıyor musunuz? Okuyabiliyor olmanız bunu yaptığınızı kanıtlıyor. Şimdiki yaşamınızdaki her bir günlük olayı hatırlayabilir misiniz? Dahası, şu anki beynimizin ve fiziksel bedenimizin önceki yaşamlarımızda hiçbir payı olmadığına göre, bu olayları nasıl hatırlayabiliriz? Gerçekten hatırlayabilen yalnızca ruhtur. Ancak bazen geçmiş bir deneyimi sezgisel olarak hatırlayabiliriz. Ölümsüz, spiritüel parçamızın fiziksel ölümden sonra da hayatta kaldığını kabul edersek, yaşamın bir süreklilik olduğunu anlamaya başlarız. Yaşam ve ölüm kelimelerini sanki birbirlerinin zıttıymış gibi aynı cümle içinde kullanma eğilimindeyiz. Ölümün karşıtı yaşamdır, doğumdur. Eskimeyen bilgelik yaşamın yalnızca doğum ve ölüm arasında değil, ölüm ve yeniden doğuş arasındaki dönemde de devam ettiğini öğretir.

O halde ölüm, sayısız yaşamda yinelenen bir olay olarak görülür ve bize gerçekte kim olduğumuz hakkında bilgi edinme fırsatı verir. Ölüm, henüz tamamlanmış olan yaşamın değerlendirildiği ve özümsendiği bir yoldur. Ölümle birlikte fiziksel, duygusal ve zihinsel bedenlere maddesel dünyada deneyim aracı olarak ruh tarafından artık ihtiyaç duyulmaz. Kendi içimizde etten ve kandan daha fazlası olduğumuzu biliriz. Çeşitli öğretiler her zaman doğumdan önce var olan ve ölümden sonra da var olmaya devam edecek olan bir spiriti onaylamıştır.

Soru: Öldüğümüzde Ne Olur?

Ölüm uykudan çok farklı değildir. Uykuya daldığımızda, bilinç geçici olarak bedenden çekilir ama uyandığımızda sıklıkla hatırladığımız duygusal ve zihinsel maceralar yaşamaya devam ederiz. Rüya halimizde, uyanık olduğumuz saatlerde deneyimlediklerimizin ötesindeki bilinç alemlerini gösteren yüksekliklere ulaşabiliriz.

Fiziksel ölümle birlikte bilincimizin uykudayken girdiğinden daha yüce alemlere doğru bir yolculuğa başladığı fikrini düşünün. Rüya halindeyken, bilincimiz fiziksel bedenimizle sürekli bağlantı halindedir ve ona geri dönebiliriz. Ancak ölümle birlikte bu bağ kopar. Ölümle birlikte ışık dünyasına gittiğimiz, bilincin fiziksel maddenin daha ağır titreşimlerinden aşamalı olarak kurtulmasıyla artan bir özgürlük deneyimlediğimiz söylenir. Daha sonra ruhun hak ettiği derin ve mutlu dinlenme haline geçebilmesi için bir arınma süreci gerçekleşir. Son zamanlarda ölüme yakın deneyimlere (ÖYD) ilişkin pek çok kişisel hikaye belgelenmiştir. ÖYD yaşamış kişiler huzur hissi, karanlık bir tünelden çok hızlı bir şekilde geçme hissi, yaşanmış olan hayatın gözden geçirilmesi ve her şeyi kucaklayan Işığa doğru bir hareket ya da giriş bildirmektedir. Bu ışık algısı tüm dinlerin içsel öğretileriyle tutarlıdır.

Hepimizin spiritüel bir yolculuğa çıktığımızı ve her birimizin kademeli olarak geri döndüğümüz tek spiritüel kaynağın bireysel bir yönü olduğumuzu kabul edersek, mantıksal olarak kaynağımıza geri dönüşümüzün tek bir yaşamda gerçekleşemeyeceği, pek çok yaşam sürdüğümüz ve pek çok ölüm yaşadığımız sonucu çıkmaz mı? Her yaşam bir bitkinin mevsimlik yaşamı gibidir ve her çiçeklenme nihai mükemmelliğe dair yenilenen bir umut verir.

Birçok yaşam boyunca yapılan fiziksel yolculuk, ruhun evrimi için özümsediği çeşitli deneyimler için fırsatlar sağlar. Bu da her yaşamdan sonraki 'cennetimizin' kendi yaratımımız olduğunu gösteriyor gibi görünmektedir. Her yaşam bizi yolculuğun sonuna yaklaştırır. O zamana kadar, bireysel ruh kendini doğumlar ve ölümler döngüsünden kurtarmış ve sonunda ilahi kaynağıyla bir olmuş olacaktır.

Soru: Yeniden Doğuş Koşullarını Belirleyen Nedir?

Yaşamlar arasındaki uzun süre, yemekler arasındaki saatlere benzetilebilir; yemeğin kendisi kadar gerekli bir sindirim ve özümseme dönemi.

Doğum ikili bir gizem içerir: birincisi, fiziksel embriyonun büyümesinin gizemi ve ikincisi, ruhla birleşmesi. Öğretiler, yeni bedenin gelişimine ve önceki yaşamlarımızdan gelen olumlu ve olumsuz karmanın işleyişine bir şekilde rehberlik eden spiritüel zekâların varlığına işaret etmektedir. O zaman yeni bir enkarnasyon, bir çocuğun geçmiş eylemlerinin sonuçlarını deneyimleyebileceği koşullarda doğduğunu gözlemleyecektir. Bu ruh için bir büyümedir. Pek çok ebeveyn, bir ruhun yeni bir beden almasına yardımcı olarak üstlendikleri sorumlulukların derinden farkındadır. Sevgi dolu ve huzurlu bir atmosfer çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimine yardımcı olarak ruhun daha da büyümesine yardımcı olur. Karma yasasının işleyişinde, genellikle birçoğunu geçmiş yaşamlarımızda tanıdığımız bir grup ruhun içine doğduğumuz ve daha önce sevdiğimiz kişilerle reenkarne olabileceğimiz de ileri sürülmektedir. Aynı şekilde, geçmişten gelen ilişkilerin mutlu olmadığı durumlar vardır ve bu bağların sevgi ve anlayış bağlarına dönüştürülmesi için fırsatlar sağlanır.

Yeniden doğuş süreci boyunca pek çok farklı ırk ve çevrede yaşam deneyimi kazanır ve ilahi potansiyelimizin tamamını yavaş yavaş harekete geçiririz.

 

Soru: Evrende Bir Amaç Var mı?

 

Kadim öğretiler, evrende amaca olan özlemimizi tatmin eden bir düzen vizyonu sağlamıştır.

  • Yaşamın tesadüfi ve parçalanmış olmaktan ziyade birbiriyle bağlantılı ve amaçlı olduğu görülmektedir.

  • Bir yaşam evrim geçiriyor ve insanlar olarak gizli kapasitelerimizi aşamalı olarak ortaya çıkarıyoruz.

  • Bu öğretiler evrenin ve yasalarının, insanlığın kökeninin, evriminin ve kaderinin mantıklı bir açıklamasını ortaya koymaktadır.

  • Spiritüel bir yol, sıradan anlayışın ötesindeki yüksekliklere ulaşır ve şimdiki zamanda yaşamanın ve sınırsızca büyümenin bir yolunu gösterir.

 

Soru: Psişik Güçler Geliştirirsem Daha Spiritüel Olur muyum?

Psişizm ve spiritüellik arasında büyük bir fark vardır. Özünde bizler spiritüel varlıklarız. Evrimimiz sırasında pek çok güç geliştiririz. Bunlar arasında biz ilerledikçe doğal olarak ortaya çıkacak olan psişik güçler de yer alır. Asla zorlanmamalıdırlar. Psişik gelişimle çok fazla meşgul olursak, insan yolculuğunun ana hedefi olan spiritüel potansiyelimizi her alanda tam olarak gerçekleştirme hedefini gözden kaçırabiliriz. Ruhsal evrim geliştikçe, kendi yeteneklerimize ve sorunlarımıza daha az kapılma eğilimi ve birçok kapasitemizi bir bütün olarak yaşamın iyiliği için kullanma arzusu artar.

 

İnsanlar Neden Meditasyon Yapar? Ve Faydaları Nelerdir?

Hızlı hareket eden bir dünyada yaşıyoruz. Günümüzde bilgi bombardımanına tutuluyoruz ve modern yaşamın stresiyle sessiz bir an bulmak zorlaşıyor. İnsanoğlunun, hepimizin içinde var olan o huzur merkezine dokunabilmesi gerekir. Derinlere inmek meditasyondur. Meditasyon, dünyanın spiritüel geleneklerinin merkezi bir odağı olmuştur. Daha sakin bir yaşam, daha fazla zihin berraklığı, yaşamlarımızda güç ve bilgeliğin serbest bırakılması ve en önemlisi, zaten içimizde olan güç ve huzur kaynağının doğrudan farkına varılmasına yardımcı olur. Meditasyonun sessizliğinde bedenimizi, zihnimizi ve konuşmamızı sakinleştirmeyi öğreniriz. Sadece içsel sessizlikte, zihin ve duygular sessiz olduğunda, gerçek huzuru ve tatmini bulabiliriz. Bu kişisel bir yolculuktur.

Teosofi kelimesi 'İlahi Bilgelik' anlamına gelir ve çağlar boyunca bilge kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olan büyük gerçekleri ifade eder. Bu bölümde bazı teosofik fikirler incelenmiştir. Teosofi, tüm yaşamın birliğini ve birbirine bağlılığını ve yeryüzündeki tüm insanların ve türlerin temel birliğini vurgulayan bir dünya görüşü sunar. Körü körüne kabul edilmesi değil, anlaşılması gereken bir felsefedir. Bir din değildir, ancak bir anlamda tüm dinlerin özü olarak görülebilir. Teosofi, kendi kendini inceleme ve kişisel sorumluluk yoluyla derin hakikatlerin keşfedilmesini teşvik eden bir yaşam biçimidir.

Gizli anlamlarını açığa çıkararak tüm dinlerin kutsal metinlerini ve öğretilerini aydınlatır ve hakikat için sürekli değişen bir arayıştır.

 

Soru: Teosofi Cemiyeti nedir?

Yüzyıldan uzun bir süre önce 1875 yılında kurulmuş uluslararası bir organizasyondur. Bugün yaklaşık altmış ülkede şubeleri bulunmaktadır. Kanada merkezi Brampton, Ontario'da bulunmaktadır ve üyeler ülke genelindeki şubelerde ve çalışma merkezlerinde buluşmaktadır. Üyeler, cinsiyet, ırk veya din ayrımı olmaksızın tek bir insanlık ailesini kabul ederken kendi gerçeklerini ararlar. Her din ebedi hakikatin bir ifadesi olarak görülebilir ve Teosofi Cemiyeti dinlerin, felsefelerin ve bilimlerin incelenmesini teşvik eder. Açıklanamayan doğa yasaları ve insanoğlunda gizli olan güçler de araştırılmaktadır.

Üyeler, yukarıdaki hedefleri onaylamaları ve tüm insanlar arasında birliği teşvik etme kararlılıkları ile birleşmişlerdir. Gerçeğin birey tarafından aranması ve otorite tarafından bir dogma olarak dayatılmaması gerektiğine inanmaktadırlar. İnancın yalnızca bilgi ve deneyime dayanabileceği söylenmiştir.

 

Soru: Teosofi Cemiyeti Üyeleri Belirli İnançlara Sahip Olmak Zorunda mıdır?

Hayır. Teosofi Cemiyeti hiçbir dogma dayatmaz, ancak tüm farklılıkların ötesindeki birliğin kaynağına işaret eder. 'Farklı bir şekilde birlikte' üyelerin tutumunu tanımlayabilir. Irkları, dinleri ya da inançları ne olursa olsun, Bütün üyeler topluluğun yaşamına ve çalışmalarına eşit olarak katılmaya davet edilir. Üyeler hakikate bağlılık, tüm canlılara sevgi ve şefkat ve hizmet dolu bir yaşama bağlılık arzularlar. Teosofi Cemiyeti, resmi bir beyanında, her üyenin bireysel düşünce özgürlüğü hakkını garanti eder. Hiç kimse cemiyete katılırken kendi inançlarından vazgeçmek zorunda değildir ve hiçbir öğreti hiçbir şekilde bağlayıcı değildir. Üyeler, nezaket ve başkalarına saygı sınırları içinde düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanmaya teşvik edilir.

Soru: Teosofik öğretilerin arkasında temel ilkeler var mıdır?

Eskimeyen Bilgelik geleneği bazı temel önermeler üzerine kurulmuştur:

  • Evren ve içinde var olan her şey birbiriyle ilişkili ve birbirine bağlı bir bütündür.

  • Atomdan galaksiye kadar her şey, yaşamı yaratan aynı evrensel gerçekliğe dayanır. Bu gerçeklik kendisini doğanın amaçlı, döngüsel ve düzenli süreçlerinde ortaya koyar. Her birimiz, varlığımızın kaynağına dönüş yolculuğunu tamamlamak üzere, sürekli genişleyen bilinç yolculuğunda kendi benzersiz yolumuzda ilerliyoruz.

​​

Teosofi ilkelerini anlamak bize şu konularda yardımcı olabilir:

Bazı maddi ihtiyaçların karşılanması gerektiğini anlamakla birlikte, maddesel dünyanın birçok isteğine (örneğin para, mal mülk, güç, statü) daha az bağlı olmak. Düşüncelerimizden, sözlerimizden ve eylemlerimizden daha fazla sorumlu olmak. Uyum yasasının kendi yaşamlarımızda nasıl işlediğini anladığımızda başkalarına karşı daha hoşgörülü oluruz. Çeşitli arzularımız karşılandığında geçici bir mutluluk yaşamak yerine, derinlerde daha fazla memnuniyet. Daha sessiz ve daha düşünceli. Hayatı zamansız bilgelik öğretilerinin ışığında keşfederken ve kendi gerçeğimizi fark etmeye başlarken, hayata daha geniş bir bakış açısıyla taze bir şekilde bakabiliyoruz.

bottom of page